15077,99%1,09
43,13% 0,02
50,41% 0,38
6358,32% 1,72
10168,66% 0,00
Ülkemizde yetiştirilen 7 çeşit yemeklik baklagil arasında en fazla üretilenlerin nohut, kuru fasulye ve mercimek olduğunu ifade eden Bayraktar, bu ürünlerin her birinin farklı besin değerlerine sahip olduğunu söyledi. Fast food ve hazır gıda tüketiminin arttığı günümüzde doktorlar ve diyetisyenlerin baklagilleri sağlıklı beslenme için sıkça önerdiğini belirtti.
Baklagillerin sadece beslenme açısından değil, tarımsal üretimde de önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Bayraktar, bu ürünlerin ekim nöbetinde sıkça tercih edildiğini belirterek, “Baklagiller, toprağın organik madde birikimini artırıyor ve toprak yapısını iyileştiriyor. Bu durum, tarımsal verimliliğin artmasına katkı sağlıyor” dedi.
Birleşmiş Milletler’in 2016 yılını “Uluslararası Bakliyat Yılı” ilan ettiğini hatırlatan Bayraktar, bu süreçte baklagillerin öneminin daha iyi anlaşıldığını ve her yıl 10 Şubat’ın “Dünya Bakliyat Günü” olarak kutlanmasına karar verildiğini söyledi.
Ancak Bayraktar, Türkiye’de baklagil üretiminin yıllar içinde ciddi oranda azaldığını belirterek, “1990’dan bu yana baklagil ekim alanı yüzde 56,6, üretimi ise yüzde 33,2 oranında düştü” dedi.
Baklagil üretiminin ülke geneline yayılmış olsa da en yoğun üretimin Güneydoğu Anadolu, İç Anadolu ve Güney Marmara bölgelerinde gerçekleştiğini ifade eden Bayraktar, “Kırmızı mercimek Güneydoğu’da, yeşil mercimek İç Anadolu’da, bakla Ege ve Güney Marmara’da, nohut ve kuru fasulye ise birçok bölgede yetiştiriliyor” bilgisini paylaştı.
Türkiye’de toplam yemeklik baklagil üretiminin yüzde 42,7’sini nohut, yüzde 30,1’ini kırmızı mercimek, yüzde 20,7’sini kuru fasulye, yüzde 5,3’ünü yeşil mercimek oluştururken, diğer bakliyatlar ise yüzde 1,1’lik paya sahip. Bayraktar, 1990 yılında 20,3 milyon dekar olan baklagil ekim alanının günümüzde 8,7 milyon dekara gerilediğini ve bu düşüşün üretimi de olumsuz etkilediğini söyledi.
Baklagillerde üretimin tüketimi karşılamadığını belirten Bayraktar, 2016-2024 yılları arasında yapılan çalışmalarla bakliyat üretiminin yüzde 24,5 oranında artarak 1 milyon 345 bin tona çıktığını ancak arz açığının devam ettiğini vurguladı. Bayraktar, “Yeşil mercimekte yüzde 39,8, kırmızı mercimekte yüzde 14,1, kuru fasulyede ise yüzde 8,6 oranında arz açığımız var” dedi.
Türkiye’nin baklagilde ithalatçı konumda olmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Bayraktar, “Son 10 yılda kuru fasulye, nohut ve mercimek ithalatı yüzde 55 artarak 587 bin 500 tona çıktı. İthalatın maliyeti ise yüzde 28 artışla 321 milyon dolardan 412 milyon 200 bin dolara yükseldi” ifadelerini kullandı.
Bayraktar, Türkiye’nin son 10 yılda toplamda 5 milyon 44 bin ton baklagil ithal ettiğini ve bunun karşılığında 3 milyar 629 milyon dolar ödediğini belirterek, yerli üretimi artırmanın ve ithalata bağımlılıktan kurtulmanın zorunluluk olduğunu ifade etti.
Baklagillerin, halkın protein ihtiyacını karşılamada önemli bir rol oynadığını vurgulayan Bayraktar, “Üretimi artırarak temel gıda ürünlerinde ithalattan vazgeçmeliyiz. Sağlıklı nesiller yetiştirmek için yerli üretimi teşvik etmeliyiz” dedi.
TZOB olarak yaptıkları son çalışmada üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının çok yüksek olduğunu tespit ettiklerini belirten Bayraktar, bu durumun hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ettiğini ifade etti.
Üretici fiyatları ile market fiyatları arasındaki büyük farklara dikkat çeken Bayraktar, “Üreticide 23 lira olan kırmızı mercimek markette 60 liraya, 31 lira olan nohut 89 liraya, 33 lira olan kuru fasulye 98 liraya, 29 lira olan yeşil mercimek ise 72 liraya satılıyor” diyerek, fiyat istikrarsızlığının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
Bayraktar, bakliyat üreticisinin desteklenmesi ve tüketicinin uygun fiyatlarla bu ürünlere erişebilmesi için tarımsal politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin, baklagil üretimini artırarak kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, tarım sektörüne yönelik desteklerin artırılması çağrısında bulundu.