14915,65%1,02
43,12% 0,03
50,34% 0,28
6355,46% 1,68
10168,66% 0,00
UZMAN KLİNİK PSİKOLOG BURAK ÖGE
Küsmek; kişinin karşısındaki insanlarla bağlantısını koparıp iletişimi kesme davranışıdır. Sezen Aksu'nun şarkısındaki 'Aç kalbini ben geldim, sıkı sıkı tut bırakma' sözleri küskünlüğü özetliyor diyebiliriz.
Fatma Hanım eşiyle 4 aydır küstür. Eşi, Fatma Hanım ile ilgilendiğinde ondan 'İlgilenme benimle!' ve ilgilenmediğinde ise 'Neden ilgilenmiyorsun benimle?' diye tepki alıyor. Ev için alışverişe çıktıklarında ise eşi, Fatma Hanım'a, “Beni karıştırma!' diyor, buna karşın Fatma Hanım eve yiyecek aldığında ise, 'Ben bu evde neyim ki?' diye tepki veriyor.
Burada çiftler duygusal olarak eşlerini görmezden gelmeye çalışır ve aralarına bir set çekerler. Küsme davranışı, iletişimsizliğin ortaya çıkardığı bir tepki olarak görülse de, durum öyle değildir. Susmak aslında bir nevi iletişimdir. Onun bize anlatmak istedikleri vardır.
Kişiler yeterince anlaşılmadıklarında, dinlenmediklerinde; tepkilerini ortaya koyamadıklarında; uzun ya da kısa vadede küskünlük yaşarlar küsme sürecinde birey, kendini soyutlamış sayılır, içerisinde bulunduğu fanusta yalnızca kendi düşünce ve isteklerini, öfkesini engellemeye çalışır. Bu soyutlama, küskünlük yaşadığı kişiyle sınırlı kalmayıp genelleme yoluyla etrafındaki kişilere olan tutumunu da etkileyebilir. Üzüntü ve öfkeyle birlikte ortaya çıkan küsme davranışı, bir çeşit karşısındakini cezalandırma yöntemidir.
Ancak bu cezalandırmanın yalnızca öfke duyulan kişiye yapıldığı zannedilir. Oysa küsmek, aslında kişinin kendini de cezalandırmasıdır. Çünkü ortaya çıkan rahatsız edici, uyumsuz durumdan uzaklaşmak için bunu kabullenmek yerine bir çatışma içerisine girer. Bu çatışmada bir haklı ve suçlu arar. Susarak, bağırarak, ağlayarak, terk ederek ya da umursamıyormuş gibi yaparak küskünlüğünü yaşar. Ancak kabullenememe, nefret, biriken öfke bunlar daha çok kişinin kendisine zarar verir. Benzer durum ve benzer kişilere aynı tepkiyi vermeye başlar ve hep savunmacı yaklaşır. Bu nedenle küsmek yerine ilk adım olarak karşımızdakine sorunu anlatmak gerekir. Gerekiyorsa rahatsızlık veren ortam, durum ve kişiden bir süre uzaklaşmalıyız.
Küsmek denilince aklımıza daha çok sessiz kalmak veya hiç konuşmamak gelir. Oysaki kişi küstüğü zaman trip atar, somur tur, çatışmadan kaçar, konuyu kapatır, görmezden ve duymazlıktan gelir, sataşır veya kötü davranır, iğneleyici laflar kullanır, araya fiziksel mesafe koyar.
Neden küseriz?
Küsmek öfkenin sessiz şeklidir. Çoğunlukla insanlar öfkelendiğinde çatışma çıkmaması adına sessizliği tercih edebilir. İlişki içerisinde kendini zayıf hisseden taraf alınganlığını göstermek için küsmeyi tercih eder. En çok küsen, bağıran, öfkelenen insan daha çok sevgiye ihtiyaç duyan insandır.
Küsme davranışının altında bazen başka nedenler olabilir. Bunlar aslında karşı tarafla iletişim kurmaya devam etme sinyalleri olabilir. Küsmek 'Senden özür dilemeni bekliyorum', 'Çözüm odaklı yaklaş' veya 'Beni anlamanı istiyorum' gibi anlamlar taşıyabilir. Küsmek insanlığın ilkel bir davranışıdır. Küskünlük herkese karşı olabilir ama toplumda kabul görmüş olan 'İnsan sevdiğine küser' kalıbı ne kadar doğru bunu bir tartışalım. Aslında küsme davranışının temelinde haklı ve suçlu kavramlarından ziyade küs olduğunuz kişiyi yüceltme söz konusudur. Bu 'Seninle aramın bozuk olması beni öfkelendiriyor!' anlamına gelir ve kişi içten içe kendisini pasifleştirmeye başlar. Kendisiyle barışık insanlara baktığımızda nefret ve küsme kavramlarından uzak olduklarını görebiliriz. Toplumumuzda kadınlar daha çok küsme eğilimi içerisindedir. Bunun sebebi, duyguları anlaşılmadığında ve çatışmayı büyütmemek adına küsmeyi tercih ederler. İç dünyasına çekilir ve tepkisini küserek gösterir. Bu bir dışavurum şeklidir. Bireyler uzaklaşmak istedikleri kişilerden küserek uzaklaşmak ister fakat uzaklaşamazlar. Bu noktadan itibaren de savunma mekanizmaları devreye girer. Bunlar; baskılama, yer değiştirme, yansıtma ve mantığa bürünmedir. Yapılması gereken; sizi olumsuz etkileyen, ilerlemenizi engelleyen, duygusal olarak yıpratan kişilerle aranıza belirli bir sosyal mesafe koyup, nefrete yer vermeksizin onlarla başa çıkabilmeyi öğrenmektir. Bunu karşınızdaki kişiyle sınırlar çizerek yapabilirsiniz. Çünkü kazanç ve kayıplar, suçlu ve haklılar var oldukça bu çatışmaların son bulması zor gözüküyor.