15031,92%0,78
43,13% 0,01
50,39% 0,35
6365,76% 1,84
10292,85% 1,24
1927 yılında yüzde 45,0 olan çocuk nüfusu oranı, yıllar içinde sürekli düşüş göstererek bugün dörtte birin altına indi. Uzmanlar, bu düşüşün başta doğurganlık hızındaki azalma olmak üzere, kentleşme, eğitim düzeyi ve ekonomik koşullardaki değişimlerle doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.
Çocuk nüfus oranının azalması, Türkiye’nin gelecekteki iş gücü ve ekonomik dinamikleri açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Demografik gençliğin azalması, üretim kapasitesinden sosyal güvenlik sistemlerine kadar birçok alanda dönüşümü zorunlu kılıyor.
TÜİK verilerine göre, Türkiye’de 0-17 yaş aralığındaki çocuk sayısı 22 milyonun biraz üzerinde. Bu sayı her ne kadar yüksek görünse de, artan toplam nüfus karşısında oran olarak giderek geriliyor. 2000’li yıllarda yüzde 35’in üzerinde seyreden oran, son 20 yılda yaklaşık 10 puanlık bir düşüş yaşadı.
Nüfus uzmanları, bu eğilimin devam etmesi hâlinde Türkiye’nin hızla yaşlanan ülkeler kategorisine girebileceğini söylüyor. Avrupa ülkelerinde yaşanan benzer süreçlerin Türkiye için uyarıcı bir örnek olabileceği ifade ediliyor. Uzun vadede sosyal politikaların bu tabloya göre yeniden şekillendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Eğitim, sağlık ve sosyal hizmet alanlarında planlama yapılırken çocuk nüfusunun azalan yapısının dikkate alınması gerektiği belirtiliyor. Özellikle kırsalda çocuk sayısı şehir merkezlerine göre daha yüksekken, büyükşehirlerde bu oran dramatik biçimde düşmüş durumda.
Demografik yapının değişmesi, sadece ekonomik değil, kültürel ve toplumsal hayatı da derinden etkiliyor. Uzmanlar, çocuklara yönelik politikaların güçlendirilmesi ve ailelerin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu düşüşe karşı uzun vadeli stratejiler geliştirilmesini öneriyor.