15068,58%1,03
43,13% 0,02
50,43% 0,43
6357,38% 1,71
10168,66% 0,00
Yargıtay, evlilik sürecinde eşe karşı aşırı kıskanç davranışlar sergileyen bireyin kusurlu sayılabileceğine karar verdi. Kararda, kıskançlığın sadece bir duygu değil, aynı zamanda bireyin özel yaşamını kısıtlayan ve evlilik birliğini temelinden sarsan bir davranış biçimi olduğuna dikkat çekildi.
Boşanma talebiyle mahkemeye başvuran kadın, eşinin sürekli kıskançlık krizleri yaşadığını, kendisini sosyal yaşamdan izole ettiğini ve bu baskıların evliliği çekilmez hale getirdiğini beyan etti. Yerel mahkeme, tanık ifadeleri ve deliller doğrultusunda erkek eşin evlilikte ağır kusurlu olduğuna hükmetti.
Mahkeme, kıskançlık krizleri nedeniyle kadının psikolojik olarak yıprandığını ve mağduriyet yaşadığını belirterek, yoksulluk nafakası ve manevi tazminat ödenmesine karar verdi. Davalı erkek bu kararı temyiz etse de Yargıtay, yerel mahkemenin kararını onadı.
Yargıtay, “Aşırı kıskançlık, bireyin özel yaşam alanına müdahaledir ve evlilikte güven ortamını ortadan kaldırır. Bu tür davranışlar süreklilik arz ediyorsa, boşanma için yeterli bir sebep teşkil eder” ifadelerine yer verdi. Karar, kıskançlık nedeniyle evlilikte psikolojik baskı yaşayan bireyler için emsal oluşturdu.
Uzmanlar, bu kararın aile içi ilişkilerde sınırların çizilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor. Özellikle davranışsal kusurların ve psikolojik baskıların da boşanma davalarında dikkate alınmasının, birey hakları açısından büyük önem taşıdığı vurgulanıyor.