Yapay zekâ teknolojileri hayatın her alanında dönüşüm yaratıyor. Ekonomiden sanata, siyasetten eğitime kadar uzanan bu değişim; veri, politika ve insan ilişkisini yeniden tanımlıyor. Uzmanlar, bu dönüşümün yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda sosyolojik bir kırılma riski taşıdığına dikkat çekiyor.
Bir zamanlar yalnızca bilimkurgu filmlerinde yer alan sahneler, bugün yapay zekâ ile günlük hayatın bir parçası hâline geldi. ChatGPT gibi büyük dil modelleri, otonom araçlar ve kuantum teknolojileri; insan-makine etkileşimini daha önce hiç olmadığı kadar ileriye taşıyor.
Uluslararası Sanayici İş Kadınları Derneği Danışma Kurulu Üyesi ve teknoloji uzmanı Ecehan Ersöz, yapay zekânın insanlık tarihindeki kritik noktalarını sıraladı:
1956 Dartmouth Konferansı (Yapay zekânın doğumu)
1980'ler uzman sistemler dönemi
1997'de Garry Kasparov'un Deep Blue'ya yenilmesi
2012'de derin öğrenme devrimi
2023'te ChatGPT'nin hayatımıza girişi
Ancak bu gelişmeler sadece ilerlemelerle dolu değil. 1974-1980 arasında yaşanan "yapay zekâ kışı", beklentilerin karşılanmaması nedeniyle araştırma fonlarının kesilmesine yol açtı.
Ersöz, verinin artık sadece bir kaynak değil, dijital toplumun sinir sistemi olduğunu belirterek, adil ve şeffaf veri politikalarının önemine dikkat çekti. Aksi hâlde, yapay zekâ yalnızca bir devrim değil, ciddi bir toplumsal çalkantının da kaynağı olabilir.
Yapay zekâ teknolojileri; muhasebecilerden çağrı merkezi çalışanlarına kadar pek çok mesleği dönüştürüyor. Aynı zamanda veri bilimi, yapay zekâ eğitimi ve etik danışmanlığı gibi yeni iş alanları da doğuruyor.
Yapay Genel Zekâ ve Süper Zekâ Tehlikesi
Ersöz, yapay genel zekânın artık bilimkurgu olmaktan çıkıp stratejik bir gerçeklik hâline geldiğini belirterek, süper zekâ ve tekillik (singularity) kavramlarının da ufukta belirdiğini söyledi. Bu dönüşüme karşı hazırlıklı olunmazsa, siber distopyalar ve kimlik bunalımları yeni tehditler olabilir.