Donald Trump'ın başkanlığı döneminde sıkça tartışma konusu olan göçmenlik politikaları, bu kez yargıya taşındı. Eski yönetim, New York kent yönetimini federal göçmenlik yasalarına uymamakla suçlayarak, 2020'deki olaylara dayanan bir dava başlattı. Söz konusu dava, eyalet ve federal yönetim arasındaki yetki çatışmasını da yeniden gündeme taşıdı.
Dava dosyasına göre, geçtiğimiz yıl bir Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimi (CBP) personelinin görev başında yaşamını yitirdiği olayda, New York yönetiminin "göçmenlik yasalarına bilerek uymaması" ölümün dolaylı nedeni olarak gösterildi. Trump yönetimi, yerel yetkililerin bazı tehlikeli göçmenlerin sınır dışı edilmesini engellediğini öne sürdü.
Donald Trump'ın İç Güvenlik Bakanlığı'na bağlı yetkilileri, dava kapsamında New York'un sığınmacı ve göçmenlere "güvenli liman" sağlayan politikalarının federal yasalarla çeliştiğini iddia etti. Açıklamada, "New York'un kararı, sadece yasa dışıdır değil, aynı zamanda Amerikalıların güvenliğini tehlikeye atan bir ihmaldir," denildi.
New York Belediye Sözcülüğü'nden yapılan ilk açıklamada ise suçlamaların temelsiz olduğu belirtildi. Kentin, göçmen haklarını korumaya ve insan onurunu savunmaya devam edeceği vurgulandı. Yerel yönetim, "Biz yasaları çiğnemedik, sadece insanlık onuruna uygun bir yönetim sergiledik," diyerek davaya direnç gösterdi.
Söz konusu dava, sadece New York'u değil; diğer "göçmen dostu" şehirleri de yakından ilgilendiriyor. Uzmanlar, bu tür davaların eyalet-federal ilişkiler açısından emsal oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Dava sürecinin nasıl ilerleyeceği, ABD'de göçmenlik politikaları açısından kritik bir yol haritası oluşturabilir.
Siyasi Tartışmalar Alevlenebilir
2024 başkanlık seçimleri öncesi yeniden aday olan Donald Trump'ın bu hamlesi, seçmen tabanına mesaj niteliği taşıyor. Göçmen karşıtı politikalarla bilinen Trump, bu davayı göçmenlik sistemini sıkılaştırma ve "hukuk devleti" söylemi üzerinden siyasal zeminde kullanabilir.