Tarih: 10.12.2025 10:28

Emine Erdoğan: 'Gazze'deki soykırıma karşı en meşru savaşımız hakikati savunmaktır'

Facebook Twitter Linked-in

Emine Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Soykırımın Kadın Tanıkları: Gazze'de Medya ve Direniş" programının açılışında konuştu. İletişim Başkanlığına gelişinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran tarafından karşılanan Emine Erdoğan, İsrail'in Gazze saldırılarında hayatını kaybeden gazetecilerin fotoğraflarının yer aldığı alanı gezdi.

Bir Hakikat Savaşçısı: Basel Adra

Emine Erdoğan, Filistinli gazeteci ve muhabirlerin yanı sıra yönetmen Basel Adra'yı ağırlamaktan duyduğu mutluluğu ifade etti. Adra'ya hitaben, "Kıymetli kardeşim, bilin ki siz Türkiye'de kendi evinizdesiniz" dedi. 'Başka Toprak Yok' belgeselinin Oscar ve Berlin başta olmak üzere birçok festivalde ödül aldığını hatırlatan Erdoğan, "Ancak siz çok daha büyük bir ödülün sahibisiniz: tarihe bir hakikat savaşçısı olarak geçmeniz" ifadelerini kullandı. Belgeselin, Filistin halkının acılarına ve direnişine tercüman olduğunu vurguladı.

Hatırlamak En Büyük Direniştir

Bugünün unutmamak ve şahit olunanları konuşmak için bir araya gelinen bir gün olduğunu söyleyen Emine Erdoğan, hatırlamanın en büyük direniş olduğunu belirtti. İsrail'in 2 yılda yaklaşık 300 gazeteciyi katlettiğini, bunların 37'sinin kadın olduğunu aktardı.

Selma Muheymer'in Vasiyeti ve Bir Fatiha

Sözlerine, şehit edilen kadın gazetecilerden Selma Muheymer'i anarak başlamak istediğini belirten Erdoğan, onun hikayesini paylaştı. Muheymer'in 2023'te ailesini görmek için Gazze'ye gittiğini, İsrail saldırısında evlerinin yerle bir edildiğini ve kendisi, bir yaşındaki oğlu Ali, annesi, babası ve 4 kardeşiyle birlikte hayatını kaybettiğini anlattı. Selma'nın sosyal medyadaki son paylaşımını, "Biz yok olursak ve hakkımızda haber alınamazsa dua bizi bir arada tutar" şeklinde hatırlatan Erdoğan, salondakileri bu vasiyeti yerine getirmeye ve şehitler için Fatiha okumaya davet etti.

Hangi Acıyı Anlatalım?

Emine Erdoğan, Filistin'de yaşananları anlatmanın derin bir kalp yarası olduğunu söyleyerek, "Hangi birini anlatalım?" diye sordu. Çocukların öldürülmesini bayram sayanları mı, çadırların bombalanmasını mı, annelerinin mezarlarında uyuyan çocukları mı, açlık ve susuzluğu mı, yoksa enkazlara karışan kimliksiz naaşları mı? Bu soruları sorarken duygulanan Erdoğan, "İsrail zulmü, 70 yılı aşkın süredir 'aşılamaz' denilen her sınırın aşılabildiğini gösterdi. İşte bu yüzden en çok kalemden, fotoğraf makinelerinden ve mikrofonlardan korkuyorlar" dedi.

Sistematik Saha İnfaz Politikası

İsrail'in, gerçeğin ulaşmasını engellemek için sistematik bir saha infaz politikası uyguladığını kaydeden Emine Erdoğan, gazetecilerin evlerinin bombalandığını, hastane avlularında dahi insansız hava araçlarıyla öldürüldüklerini aktardı. Öldürülen gazetecilerin 'terörist' ilan edilerek cinayetlerin aklanmaya çalışıldığını, Al Jazeera gibi medya ofislerinin kapatıldığını ifade etti.

Bilginin Şiddete Dönüşmesi

Emine Erdoğan, tüm bu örneklerin bilginin şiddete dönüştürülebileceğini gösterdiğini vurguladı. "Bilgiyi saklayarak, çarpıtarak, katliamlar pekala meşrulaştırılabiliyor" diyen Erdoğan, bazı Batılı ana akım medyanın dezenformasyon yaydığını, ölen Filistinli çocukların fotoğraflarının 'İsrailli bebekler' başlığıyla servis edildiğini hatırlattı. Bu manipülasyonlar sonucu dünyanın birçok yerinde soykırıma alkış tutanların çıktığını söyledi.

En Meşru Savaş: Hakikate Sahip Çıkmak

Bu gerçeklerin herkese büyük bir sorumluluk yüklediğine işaret eden Erdoğan, "O da her zamankinden daha güçlü bir iletişim stratejisi yürütmek, hakikatin sesini tüm dünyada yükseltmektir" dedi. "Şehit olan Filistinli kardeşlerimiz hayata, insanlığa gönül koyarak veda ettiler. O nedenle, haksızlığa, yalana, adaletsizliğe, ayrımcılığa, soykırıma ve cümle kötülüğe savaş açmak, hepimizin en meşru savaşıdır" ifadelerini kullandı.

Kadın Gazetecilerin Cesareti ve Meryem Ebu Dakka

Emine Erdoğan, andıkları 37 kadın gazetecinin, karnındaki bebeğiyle veya çocuğunu emanet ederek haber peşinde koştuğunu söyledi. Bu cesur kadınların, yalanın anatomisini ortaya çıkardığını ve Gazze'de işlenen insanlık suçlarını tarihe not ettiklerini belirtti. Geçen ağustos ayında bir hastanede İsrail saldırısında hayatını kaybeden gazeteci Meryem Ebu Dakka'yı anlatan Erdoğan, onun oğluna yazdığı mektuptaki "Elimden gelen her şeyi, sen mutlu, iyi ve güvende olasın diye yaptım" sözlerini paylaştı.

Hafızayı Yok Etme Çabası ve Salih El Ceferavi

Gazze'de 2 senede 70 binden fazla insanın öldürüldüğünü, ateşkesten sonra bile yaklaşık 400 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Emine Erdoğan, bu isimlerden birinin de 28 yaşındaki gazeteci Salih El Ceferavi olduğunu söyledi. Ceferavi'den geriye basın yeleği ve ailesine bıraktığı sevgi dolu mesajların kaldığını ifade etti. İsrail'in yalnızca insanları değil, Filistin'e dair tüm hafızayı da öldürmek istediğini, eko-kırım yaparak toprağı yaşanmaz hale getirdiğini, tarihi mirası yok ederek milli kimliği kırıma uğrattığını vurguladı.

Programa Katılanlar ve Oturumlar

Programda, İletişim Başkanlığının hazırladığı "Gerçeğin Katli: İsrail'in Gazeteciliğe Karşı Savaşı" kitabı tanıtıldı. AA Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Karagöz, TRT Genel Müdürü Mehmet Zahid Sobacı, Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Abdulkadir Çay, yönetmen Basel Adra, gazeteci Somaya Abunima ile ulusal ve uluslararası medya temsilcileri de hazır bulundu. Konuşmaların ardından "Dünyanın Sessizliğine Direnen Sesler: Gazze'de Kadın Gazetecilerin Direnişi" ve "Medya Baskısı: Gazze'de Gerçeğin Kuşatılması" başlıklı panel oturumlarına geçildi.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —