UZMAN KLİNİK PSİKOLOG Burak ÖGE
Plasebo, zihnin beden üzerindeki etkinliğini kanıtlayan psikolojik olgudur. Plasebo etkisi, tıbbi bir etkisi olmayan ilacın, kandırmaya dayalı bir etki ortaya çıkarmasıdır. Latince kökenli bir kelime olup 'Seni hoşnut edeceğim" anlamına gelir. Etrafımızda avuç avuç ilaç kullanan, bunları kullanmadığında şikayetlerinden kurtulamayacağını düşünen birçok kişiye rastlarız. Bu grup genellikle ileri yaştaki kişilerden oluşur. Kimi hasta grubu da ameliyat olduğunda kendini iyi hisseder. Hatta bir deneyde bazı kişilere baş ağrısı için ilaca benzeyen şeker verilir, daha sonra 'Nasılsın?' denildiğinde, 'Biraz daha iyiyim cümlesini duyarız. Buradaki biraz daha iyiyim kelimesi aslında ilacın etkisi değil zihnin o ilaçla daha iyi olacaksın düşüncesini zihne iletmesidir.
Plaseboyu açıklayan birçok kuram vardır. Bunlardan en bilineni 'Özne- Beklenti Kuramı' ve 'Öğrenme Kuramı'dır (Klasik Koşullanma). Özne-beklenti kuramında kişi sonucu bilir ve bu sonucu istemsizce değiştirebilir. Daha önceki deneyimlerinde ilacın verdiği rahatlıkla aynı etkiyi alacağının beklentisi içerisine girer ve bu da sonucu etkiler. Klasik koşullanmada ise ilaç alındığında şikayetler hafifler, iyileşme öğrenilir ve ilaca bağımlı hale gelinir. Belki de etkili olan ilaç değil, ilacın iyileştiriciliğine inanmış olmaktır. Adelphi Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada depresyon tanısı konan 165 hasta, 16 haftalık bir incelemeye tabi tutulmuş ve tedavide antidepresan %31 sonuç verirken, psikoterapi %28 plasebo %24 etkili sonuç vermiştir. Bu durumda plasebonun en az antidepresanlar kadar etkili olduğu sonucuna varılmıştır. Buradan çıkarılacak en güzel sonuç ilaçların etkili olabilmesinin bizim ona olan inancımızla alakalı olmasıdır. İlaçların etkisi bizim zihnimizin kontrolündedir.
Plasebo, prefrontal korteks (beynin ön kısmı) üzerinden izlenebilen bir etkidir. Bireylerde beynin ödül sistemini uyaran dopamin ve ağrıkesici olan endorfin salgılanmasını artırır Plaseboyu sembolize edecek olursak: 'Etkisiz ilaç + beklenti= plasebo'dur".
Bu etkiden yola çıkarak ağrı kesici ve antibiyotik kullanımının neden bu kadar yaygın olduğunu daha rahat açıklayabiliriz. Plasebonun psikolojik ve fizyolojik bir etkisi olması, hastaların doktorlardan devamlı ilaç isteğinde olmasını beraberinde getirebilir. Hatta bu o kadar fazla ki Amerika'da bazı hekimler verdikleri reçetelere 'plasebo' yazmak durumunda kalıyor ve hastalarına bu reçetelerle vitaminden başka bir şey veremiyorlar. Bu nedenle tip dünyasında plaseboya 'ilaç yerini tutan yöntemler' deniyor.
Çevremde bir tanıdığım da buna benzer olarak yaşlı ebeveynine ilaç yerine şeker vermişti. Bunun sonucunda "Bu ilaç çok iyi geldi, bundan bir kutu daha yazdır' dönüşünü almıştı. Kimi zaman da popüler olan ilaçlarda bu etkiden söz edebiliriz. Aslında kanserden tutun da en basit hastalıklara kadar plasebonun ne kadar etkili olduğunu görebiliriz. Bununla ilgili olarak yapılan bir diğer çalışma ise Schefer ve Callece tarafından yapılmıştır. Araştırma deneklerinin dirsek ve bilekleri arasına seramik bir ısıtma çubuğu temas ettirirler. Başlangıçta deneklere 33 derece ısı uygulandıktan sonra cilde analjezik ağrıkesici merhem olduğu söylenerek mavi gıda boyalı vazelin sürülür, denekler o kremden sonra daha az acı ve ağrı hissettiklerini söylerler ama o kremin vazelin olduğunu bilmemektedirler. Bu deneyden hareketle uyuşturucu, ilaç bağımlılıklarında ve bunların tedavisinde plasebonun etkili bir çözüm olabileceği sonucuna ulaşılmıştır.
Bizim örneğimizde sigara bağımlılığını ele alacağız: Kişi, sigaraya herhangi bir sıkıntı sonucu başladı diyelim, bu rahatlatıcı etkiye inandığı andan itibaren giderek sigara kullanımını artıracağı olası bir ihtimaldir. Böylece giderek sigaraya bağımlı hale gelinir. Peki rahat olan bir dumanlık tesir midir yoksa bunun böyle olduğuna inanmak mı?
Gündelik hayatımızda da sık rastladığımız bir gerçek aslın da plasebo, modadan tutun da sıradan alışkanlıklarımıza kadar... Hiç düşündünüz mü aldığınız kazağı siz mi beğendiniz yoksa size beğendirildi mi diye?
Duyguların en etkili ilacı ise düşüncedir. Kaygı bozukluğu yaşayan kişilerin düşünceleri incelendiğinde, çoğunlukla çarpıtılmış düşüncelerle karşılaşılır ve bundan dolayı sürekli kaygı içerisindedirler. Terapi esnasında yapılan müdahalenin amacı kişinin düşüncesini iyileştirmektir. Yapılan bir araştırmada, kaygı bozukluğu yaşayan bir kısım gruba kaygılarını azaltacak gerçek antidepresan verilmiş, diğer bir gruba ise antidepresan görünümlü sahte antidepresan verilmiştir. Daha sonra bu kişilerin duygu durumları ölçüldüğünde, sahte ilaç alanların ger çek ilaç alanlar kadar kendilerini iyi hissettikleri ortaya çıkmıştır. Şu bir gerçek ki duygularınızın kontrolü artık sizin elinizde. Din de plasebo olarak görülebilir. Fakat dinin etkileyici etkisi doğaüstü güçlerin yardımıyla veya sihirli güçlerle gerçekleşti anlamına gelmemelidir. Burada kişinin tedavi esnasında olumlu inançlarını güncel tutması tedavinin etkisini artırmaktadır. Araştırmalar dini inançlara sahip olmanın fiziksel ve ruhsal sağlığa iyi geldiğini gösteriyor. Benzer bir çalışma dini inancı olan kişilerin şüpheci olanlara gören daha uzun yaşadığını ve sağlıklı olduğunu kanıtlıyor.
Psikoloji diyor ki:
'İlaçların etkili olabilmesi bizim zihnimizin kontrolündedir. Size iyi geleceğine inanıyorsanız etkisi artar.'