Tarih: 26.11.2025 15:56

Bakan Göktaş: "Göçü insanın, ailenin ve toplumun ruhunu etkileyen önemli bir süreç olarak görüyoruz"

Facebook Twitter Linked-in

Göçün Aile Üzerindeki Derin Etkileri

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Göçü sadece demografik ya da ekonomik bir hareketlilik olarak değil, insanın, ailenin ve toplumun ruhunu etkileyen önemli bir süreç olarak görüyoruz" dedi.


Uluslararası Göç Konferansı'ndan Önemli Mesajlar

Bakan Göktaş, Polis Akademisi Başkanlığı Gölbaşı Yerleşkesinde düzenlenen 4. Uluslararası Göç Konferansı'na katıldı. Burada açılış konuşmasını yapan Bakan Göktaş, programın aileyi merkeze alan daha kapsayıcı bir göç perspektifinin geliştirilmesine imkan sağlayacağına inandığını belirtti.


Göçün Toplumsal Yansımaları

Göktaş, "Göç, sınırların değil, hayatların, hayallerin ve toplumsal dengelerin de değişimi demektir. Milyonlarca insanı ilgilendiren göç, güvenlik, ekonomi gibi yönleriyle tartışılırken, aile üzerindeki etkileri yeterince maalesef görünür değil. Oysa ki göçten en fazla etkilenen, ailenin ta kendisidir. Çünkü aile zayıfladığında en büyük bedeli kadınlar ve çocuklar ödüyor, göçün etkilerini en derinden onlar hissediyor.


Aile Bütünlüğünün Önemi

Aile bütünlüğünün bozulması da, toplumdan başlayıp bütün dünyaya yayılan bir kırılganlık zinciri oluşturuyor. Bu açıdan baktığımızda göçün doğurduğu sebepler, psikolojik, sosyolojik ve iktisadi sonuçlarıyla insanlığın ortak meselesidir. Bu nedenle, en çok desteğe ve korunmaya ihtiyaç duyulan yapı da esasen ailedir" değerlendirmesinde bulundu.


Türkiye'nin İnsani Duruşu

Türkiye'nin konumu gereği göçün tam merkezinde yer aldığını söyleyen Göktaş, Mülteci karşıtlığının arttığı dönemde Türkiye'nin uluslararası toplumda örnek gösterilecek bir insani duruş sergilediğini ifade etti.


Başarılı Uyum İçin Temel Koşullar

Göçmenlerin yeni toplumlarla barışçıl ve kalıcı bağlar kurmasının ana şartının ailenin güçlendirilmesi olduğuna dikkati çeken Göktaş, "Çocukların eğitime erişimi, kadınların sosyal hayata katılımı ve sosyal hizmet ağlarına ulaşımı; başarılı bir uyum politikası için vazgeçilmezdir ve bunu sağlamak ancak güçlü bir kurumlar arası iş birliğiyle mümkündür" şeklinde konuştu.


Kişisel Deneyimler Işığında

Göktaş, kendisinin de göç eden bir ailenin üyesi olduğunu aktararak sözlerini şöyle sürdürdü: "Farklı bir ülkede yaşamanın, farklı kültürler arasında yaşamanın getirdiği zorlukları yakından bilirim. Fakat karşılaşılan zorlukları aşmanın ancak güçlü aile bağlarıyla mümkün olduğunu da çok iyi bilirim.


Ailenin Direnç ve Umut Kaynağı Olması

Yeni bir dil, yeni bir düzen, yeni bir toplum aidiyet. Tüm bu değişimlerin ortasında insanı ayakta tutan en sağlam dayanak, yanında duran ailesidir. Göçle birlikte yaşanan kayıpları, belirsizlikleri ve yeniden başlama çabasını en çok aile hisseder. Ama aynı zamanda en büyük direnci ve umudu da aile üretir. Anne-babalar, çocuklar, büyükanneler-büyükbabalar her kuşak göç deneyiminden payını alıyor.


Aile Kurumunun Toplumsal Önemi

Göktaş, aile yapısının güçlendirilmesinin önemine değinerek, "Ailelerin bu zorlu yolculukta desteklenmesi, yeni bir hayata tutunabilmeleri için sosyal hizmet mekanizmalarının güçlü şekilde devreye almaya önem veriyoruz. Bu konferans vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki aileyi korumak ve güçlendirmek, en az güvenlik stratejileri kadar önemli bir meseledir.


2025 Aile Yılı ve Gelecek Hedefler

Bu anlamda 2025 Aile Yılı kapsamında böylesi önemli bir konunun ele alınmasını çok değerli bulduğumu özellikle belirtmek isterim. Çünkü aile kurumunu ayakta tutmak, toplumsal direncin ve istikrarın garantisidir" diye konuştu.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —