Ankara'nın Ayaş ilçesinde, dededen toruna aktarılan tiftik keçisi yetiştiriciliği, yaklaşık 3 bin başlık sürüyle yaşatılıyor. Kuşaklar boyunca süren bu emek, Ankara tiftiğini yeniden dünya sahnesinde marka olma yoluna taşıyor.
Mesleği dedesinden öğrenen ve 58 yaşındaki Mesut Eroğlu, çocukluğundan beri bu işin içinde olduğunu belirtiyor. Eroğlu, tiftik keçisinin en büyük avantajının, zengin mera istememesi ve bozkırda dahi kendini idame ettirebilmesi olduğunu vurguluyor. En çok emek isteyen dönemin, hem tiftiğin alındığı hem de oğlakların doğduğu mart, nisan ve mayıs ayları olduğunu ekliyor.
Tiftiğin kalitesine değinen Eroğlu, ürünün yöresel olarak kazak ve eldiven yapımında kullanıldığını, dışarıda ise 'sof' kumaşına dönüştürülerek lüks giyimde yer bulduğunu anlatıyor. Tiftiğin en önemli özelliğinin, bakteri barındırmaması ve yıkandığında sıfır gibi olması olduğunu, tercih edilme nedeninin de bu olduğunu söylüyor.
Keçilerin birbirleriyle rekabet ettiğini belirten Eroğlu, sürüleri 700-1000 başı geçmeyecek şekilde bölerek güttüklerini açıklıyor. Bu sayede zayıf olanların telef olmasının önüne geçiliyor. Ayrıca, oğlak, keçi ve teke gibi grupların ayrı tutulduğu ifade ediliyor.
Mesut Eroğlu, devletten aldıkları desteğin devamını ve ürünlerinin dünya pazarlarında önlerinin açılmasını istediklerini belirtiyor. "Dünyanın en iyi tiftiğini üretiyoruz" diyen Eroğlu, parlaklık, elastikiyet ve saflık açısından ürünlerinin rakipsiz olduğunu iddia ediyor. Ankara sof kumaşının dünyada sadece Hint kumaşıyla yarışabildiğini, en kaliteli üretimin ise Ayaş'ta yapıldığını vurguluyor.
62 yaşındaki ve 50 yıldır bu işi yapan diğer bir üretici Numan Çinkaya ise, tiftik keçisinin özelliğine kıymet biçilemeyeceğini söylüyor. Çinkaya, "Osmanlı'nın birinci yatırımı buydu. Tiftik, gelir kaynağı" diyerek bu geleneğin tarihsel önemine dikkat çekiyor. Üretimin bölge ekonomisine katkısının büyük olduğunu ve katma değerin hayvanın sırtındaki tiftikten geldiğini ekliyor.
Ayaş'ta yaklaşık 3 bin tiftik keçisiyle sürdürülen bu kadim üretim, Ankara tiftiğini yeniden dünya çapında tanınan bir marka haline getirmeyi hedefliyor. Üreticilerin azmi ve geleneksel bilgi birikimi, bu değerin gelecek kuşaklara aktarılmasının teminatı olarak görülüyor.