Fıtratın, Allah'ın tüm mahlukatı yaratmasıyla ilgili bir kavram olduğunu vurgulayan Işıldar, Kur'an-ı Kerim'de geçen "Fâtır" kelimesinin de yaratıcı anlamına geldiğini söyledi. Fitrenin, insanın yaratılışıyla bağlantılı bir ibadet olduğunu belirten Işıldar, her Müslüman'ın Ramazan ayında fitre vermesinin önemli bir sorumluluk olduğunu dile getirdi.
Fitrenin, Allah'ın insana verdiği sayısız nimetlere karşı bir şükran ifadesi olduğunu belirten Işıldar, bu ibadetin özellikle Ramazan ayı boyunca yerine getirilmesi gerektiğini söyledi. Ramazan ayında verilen fitrenin, oruç ibadetiyle birlikte manevi bir bütünlük sağladığını ifade etti.
Fitrenin, bayrama kadar verilmesinin daha uygun olduğunu belirten Işıldar, bunun hikmetinin ise ihtiyaç sahibi kişilerin bayram sevincine ortak olmasını sağlamak olduğunu vurguladı. Fakirlerin, fitre sayesinde bayramı daha güzel ve mutlu geçirebileceğini söyledi.
Fitrenin belirli bir zaman diliminde verilmesinin tavsiye edildiğini, ancak bayramdan sonra da ödenmesinin mümkün olduğunu aktaran Işıldar, bu sorumluluğun ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etti.
Diyanet İşleri Başkanlığı'nın her yıl fitre miktarını belirlediğini hatırlatan Işıldar, temel gıda tüketimi üzerinden yapılan hesaplamalar doğrultusunda 2025 yılı için fitrenin 180 TL olarak belirlendiğini açıkladı.
180 TL'nin fitre için belirlenen en alt sınır olduğunu vurgulayan Işıldar, fitre verecek kişilerin durumlarına göre daha fazla miktarda ödeme yapabileceklerini belirtti. Fitrenin üst sınırının olmadığını, herkesin maddi gücüne göre daha fazla verebileceğini söyledi.
Fitre verecek durumu olmayan kişilerin ise Allah'tan bağışlanma dilemesi gerektiğini ifade eden Işıldar, günümüzde 180 TL'yi veremeyecek durumda olan kişi sayısının çok az olduğunu dile getirdi.
Son olarak, fitrenin yalnızca maddi bir yardım olmadığını belirten Işıldar, bunun aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir ibadet olduğunu ve fitrenin gerçek anlamına uygun olarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması gerektiğini vurguladı.